Burun Estetiği (Rinoplasti) Ameliyatı

Sorununuzu değerlendirmenize yardımcı bir yazı

Op. Dr. Tamer Haliloğlu tarafından yazılmış ve kontrol edilmiştir

Burun Estetiği (Rinoplasti) Ameliyatı

Burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı, kişinin yüz yapısına göre uyarlanan ve burun şekil bozukluklarını düzeltmeyi amaçlayan kozmetik bir işlemdir. Rinoplastinin nefes sorunlarını çözmediğini belirtmek önemlidir. Nefes sorunlarında rinoplastiyle birlikte septoplasti önerilebilir.

 

Rinoplastiyi tercih eden hastalarımın çoğunun ortak isteği, rinoplasti ameliyatının sonucunun belli olmamasıdır. İnsanlar burnu genellikle yüz güzelliğinde anahtar bir unsur olarak görür. Orantılı, dikkat çekmeyen bir burun, genel yüz estetiğini güçlendirir. Rinoplastideki son gelişmeler bunu doğal ve güvenilir biçimde başarmamıza olanak tanıdı. Hem işleme hem de hastanın isteklerine uygun tekniklerle son derece tatmin edici sonuçlar elde edebiliyoruz.

 

Bu hedeflere ulaşmak için üç temel ilkeye uyulmalıdır. Birincisi, hastalar genellikle ameliyat sonrası doğal güzellikte görünen bir burun ister. İkincisi, iyileşme sürecinde herhangi bir deformitenin olmaması çok önemlidir. Son olarak, burnun ana işlevi olan nefes almanın korunması esastır. Rinoplasti, bu hedeflere ulaşmak için sıklıkla burun eğriliği ve deviasyonun düzeltilmesini de içerir. Bu kurallara uymak, hastaların ameliyat sonrası tatmin edici bir sonuç elde etmesini sağlar.

 

Bu üç husus, son yıllarda İstanbul'da düzenlenen tıbbi konferanslarda sürekli merkezde yer alır. Tartışmalar ve sorular bu temaların çevresinde döner; İstanbul'dan ve dışından uzmanları bir araya getirir. Hem hastalar hem uzmanlar, bu temel faktörlerde odaklanan ortak kaygıları paylaşır.

 

Ameliyattan sonra doğal görünümlü bir buruna sahip olmak ne demektir?

Bu, burun deliklerinden başlayarak yüz şekline uygun, çok belirgin olmayan bir şekil demektir. Yani kemerli bir burnu sınırlar içinde almak; çok kalkık olmayan burun ucunun gereğinden fazla kaldırılmaması ve burun deliklerinin gözün iç sınırını geçmeyecek şekilde küçültülmesi anlamına gelir. Böylece rinoplasti ameliyatından sonra hasta dışarıdan baktığında, ameliyat olduğu belli olmayan doğal bir burun yapısına sahip olur.

 

İyileşme sürecinin sonunda hastayı rahatsız eden deformitelerden kaçınmak için iki önemli faktöre dikkat edilmelidir:

 

Birincisi, ameliyat sırasında burun kemiklerinin her iki taraftan osteotomi denilen yöntemle kırılmasıdır. İkincisi, burun ucu şekillendirilirken atılan dikişlerin çok dikkatli ve simetrik yapılmasıdır. Burun kemiğinin her iki taraftan kırılması işleminin (osteotomi) bir diğer özelliği, ameliyat sonrası gözlerdeki ve burundaki çevre dokulardaki şişlik ve morluğu etkilemesidir. Osteotomiyi her zaman “tünel” yöntemiyle yaparım ve ameliyattan sonra yüzde, gözlerde ve göz altında çok az miktarda şişlik ve morluk gözlemlerim. Yani bu iki anatomik bölgede dikkatli ve özenli olmak, ileride hiçbir olumsuzlukla karşılaşmamamızı sağlar.

 

Nefes almak bunların en önemlisidir. Bir KBB uzmanı olarak ilk kaygım neredeyse her zaman, hastanın burun solunumu özelliğinin ameliyattan sonra etkilenmemesi ve bir tıkanıklık varsa açılmasıdır. Bu nedenle cerrahlar, burnun çökme riskine karşı rinoplasti yaparken genellikle burun septumuna girmekten çekinir.

 

Septumda bir eğrilik veya nefes almayı etkileyen bir durum varsa, burun şekli güzel olsa bile nefes sorunlarına neden olur. Bu nedenle cerrahi teknik açıktır. Septum kıkırdağına uygulanacak dikkatli müdahalelerle kolayca yapılabilir. Buna burun etlerinde yapılacak küçültme girişimleri eklendiğinde istenen sonuç elde edilir.

 

Burun Estetiği Ameliyatı Öncesi Beklentiler ve Görüşme

Hastalarımın beklentileri: Rinoplasti ameliyatı, burna istenen şeklin verildiği ameliyattır. Hastalarıma burun ameliyatı yapmaya karar verdiğimde her zaman taleplerini alırım. En sık gelen istek, estetik ameliyat olduğumun belli olmamasıdır.

 

İkincisi, nefes sorunu varsa giderilmesidir. İstanbul genel olarak Türkiye'nin tamamını ifade eden bir yüz şekline sahiptir. Çok büyük, abartılı bir burun kemiği gibi genetik bir yapımızın olmaması coğrafi şansımızdır. Yüzü üç eşit parçaya böldüğümüzde, orta bölümdeki burnumuz tüm yüz şeklimizin ifadesini verir. Bu nedenle burada yapacağımız değişiklikler, ifadeyi etkileyeceği için çok önemli bir yere sahiptir.

 

Hastalarımdan ameliyattan sonra duyduğum en güzel yorum, çevremdeki insanların bir operasyon olduğunu fark etmeyip sadece ‘yüzünde bir ifade değişikliği oldu’ demeleridir.

 

Photoshop uygulaması hakkında: Yıllara dayanan deneyimime göre, ameliyat öncesi yapılan photoshop çalışmasına karşı olduğumu söylemeliyim. Çünkü dokuda asla matematik yoktur; bu, hastayı ameliyat hakkında aşırı beklentiye sokabilir.

 

Photoshop sonuçta bir program olduğundan dünyanın en güzel burnunu yapmanıza izin verir; ancak doku öyle değildir. Ayrıca hastanın kendi kıkırdak ve kemik yapısından kaynaklanan özellikler, photoshopta yapılan değişikliklere izin vermez. Bu nedenle bence bu, hastayı ameliyata ikna etmek dışında faydalı bir yöntem değildir. Bunun yerine en iyisi, ameliyattan önce hastayla ayrıntılı konuşmak ve ayna karşısında burnuyla neler olabileceğini anlatmaktır.

 

Bir diğer yöntem, daha önce yapılmış benzer burun şekillerinin ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarını göstermektir; bu da olası sapma için en iyi açıklama olur.

 

Ameliyat gecesi: Ameliyat günü hastanede bir gece kalmak yeterlidir. Hastalarımız ilk geceyi anestezinin etkisiyle iyi geçirir. Bu sırada odada uyumaları ve ilk gün on beş dakika aralıklarla elmacık kemiklerine buz uygulamaları yeterlidir. Başka yerlerde önerilen yüz maskeleri ve diğer uygulamalar yalnızca ameliyat sonrası maliyeti artırır. Ameliyat sırasında diğer yazılarımda anlattığım gibi, burun kemiği kanal tekniğiyle kırılırsa yüzde ve göz altında fazla şişlik ve morluk olmaz.

 

Taburcu zamanı: Ertesi gün taburcu olan hastalarımıza evde dinlenmelerini ve ağızdan alınan ilaçlarla istirahat etmelerini öneririm. Genellikle hastalarım ikinci günden sonra rahatça hareket etmeye ve normal günlük işlerini yapmaya başlar. İkinci ve üçüncü günlerde artma eğiliminde olan göz ve göz altı şişliği, üçüncü günün sonundan itibaren azalmaya başlar.

 

Buruna koyduğumuz silikon hava tamponlarını genellikle ameliyatın beşinci günü alırız. Bundan sonra hastalarıma burnun içini yıkayacak fizyolojik burun spreyleri öneririm. Yedinci gün burundaki alçıyı ve burun ucundaki dikişleri alırım. Bundan sonra hastalarım günlük aktivitelerinin yanı sıra işe de başlayabilir.

 

Rinoplasti (Burun Estetiği) Ameliyatı Olduğum Çok Belli Olur mu?

Ameliyat sonrası görünüm ve beklentiler: Rinoplasti ameliyatına karar verdiğim hastalarımın hemen hepsinin ortak isteği, ameliyattan sonra burun ameliyatı olduğumun belli olmamasıdır. Halk arasında genel inanış, burun şeklinin yüz güzelliği için en önemli unsur olduğudur.

 

Güzel, kemersiz bir yüz, ortada çok büyük olmayan bir burun şeklini güzelleştirir. Bu sonuca ulaşmak için, son yıllardaki rinoplasti ameliyatlarındaki gelişmeler bunu rahatça ve güvenilir biçimde başarmamıza yol açtı. Rinoplasti ameliyatı tekniğine ve hastanın isteklerine uygun ameliyatla çok tatmin edici sonuçlar alabiliyoruz. Bunu yaparken üç temel kurala dikkat etmek gerekir.

 

Bunların ilki, hastaların ortak isteği olan, ameliyattan sonra burun şeklinin doğal ve güzel bir görünüme sahip olmasıdır. İkincisi, iyileşme zamanla geliştikçe hastayı rahatsız edecek deformitelerin olmamasıdır. Üçüncüsü, burnumuzun en önemli işlevi olan nefes alma özelliğinin kaybolmamasıdır.

 

Çoğunlukla rinoplasti ameliyatlarına burun bölmesi eğriliği, yani Deviasyon ameliyatı eklenir. Bu üç temel kural karşılanırsa, ameliyattan sonra hastaların memnun kalacağı bir sonuç elde edilir.

 

Son yıllarda İstanbul'da düzenlenen tıbbi konferanslarda bu üç özellik her zaman ana konuları oluşturur. Hem İstanbul'dan hem de dışından uzmanların katıldığı toplantılarda tartışmalar ve sorular bu çerçevelerde olur.

 

Hem hastaların hem uzmanların ortak kaygıları her zaman bu üç konunun çevresinde toplanır:

     

    1. Ameliyattan sonra doğal bir buruna sahip olmak ne demektir? Bu, burun deliklerinden başlayarak yüz şekline uygun, çok belirgin olmayan bir şeklin olmaması demektir. Yani kemerli bir burnu sınırlar içinde almak; çok kalkık olmayan burun ucunun gereğinden fazla kaldırılmaması ve burun deliklerinin gözün iç sınırını geçmeyecek şekilde küçültülmesi anlamına gelir. Böylece rinoplasti ameliyatından sonra hasta, dışarıdan bakıldığında belli olmayan doğal bir burun şekline sahip olur.
    2. İyileşme sürecinin sonunda hastayı rahatsız eden deformitelerden kaçınmak için iki önemli faktöre dikkat etmek gerekir. Birincisi, ameliyat sırasında burun kemiklerinin her iki taraftan osteotomi denilen yöntemle kırılmasıdır. İkincisi, burun ucu şekillendirilirken atılan dikişlerin çok dikkatli ve simetrik yapılmasıdır. Osteotominin her iki taraftan yapılmasının bir diğer özelliği, ameliyat sonrası gözlerdeki ve burundaki çevre dokulardaki şişlik ve morluğu etkilemesidir. Osteotomiyi her zaman “tünel” yöntemiyle yaparım ve ameliyattan sonra yüzde ve göz altında çok az şişlik ve morluk gözlemlerim. Yani bu iki anatomik bölgede dikkatli ve özenli olmak, ileride hiçbir olumsuzlukla karşılaşmamamızı sağlar.

    3. Nefes almak bunların en önemlisidir. Bir KBB uzmanı olarak ilk kaygım neredeyse her zaman, hastanın burun solunumu özelliğinin ameliyattan sonra etkilenmemesi ve bir tıkanıklık varsa açılmasıdır. Bu nedenle cerrahlar, burnun çökme riskine karşı rinoplasti yaparken genellikle burun septumuna girmekten çekinir. Ancak septumda nefes almayı etkileyen bir eğrilik varsa, burun şekli güzel olsa bile nefes sorunlarına neden olur. Bu nedenle cerrahi teknik açıktır. Septum kıkırdağına dikkatli müdahalelerle kolayca yapılabilir. Buna burun etlerinde yapılacak küçültme girişimleri eklendiğinde istenen sonuç elde edilir.

     

    Rinoplastiyle Birlikte Hangi Ameliyatları Olabilirim?

    Son yıllarda Rinoplasti ameliyatı diğer burun ameliyatlarıyla birlikte yapılmaya başlandı. Rinoplasti kelimesinin anlamı, burnun görünümünü değiştirerek göze daha estetik gelmesini sağlayan bir ameliyattır. Plastik cerrahi uzmanlarının yanı sıra kulak burun boğaz uzmanlarınca da yapılır. Ancak burun anatomik olarak solunum yolunu ve nefes almayı da ilgilendirdiğinden, burnu ameliyata dahil etmek gerekebilir. Burnun yalnızca estetik görünümünü değiştirmekle kalmayıp ona müdahale ederek daha kapsamlı bir operasyon yapılabilir. Bu nedenle burun içi anatomisine daha fazla hâkim olan KBB uzmanları, operasyona burun bölmesi eğriliğini ekleyerek Septorinoplasti de yapabilir.

     

    Burun Estetiği Ameliyatını Kim Yapmalı?

    İstanbul gibi nüfusun yoğun olduğu şehirlerde bu tür estetik ameliyatlar daha fazla yapılır. Bunun nedenleri arasında İstanbul'un yıllardır bir tıp merkezi olarak kabul edilmesi, iletişim çağının ilerlemesi ve nüfusun yoğun olduğu şehirlerde insanların görselliğe daha fazla önem vermeye başlaması sayılabilir. Bu, bu ameliyatları yapan uzmanların çeşitliliğini de artırmıştır.

     

    Eskiden bu konunun uzmanları estetik ameliyatları yaparken, şimdi branşlaşmanın artmasıyla her bölgenin uzmanları da kendi alanlarına giren estetik ameliyatları yapıyor. Rinoplasti artık kendi başına bir uzmanlık olarak ortaya çıkıyor. Burun, yüzümüzdeki yalnızca görsel bir nesne değil, aynı zamanda solunum yolumuzun bir organıdır. Bu nedenle ona yapılacak ameliyat, bazı solunum işlevlerini etkilediği için önemlidir.

     

    Yalnızca görünümü değiştirecek bir operasyon yapılacaksa, burun solunum işlevlerini bozmamalıdır. Ya da deviasyon gibi düzeltilmesi gereken bir bölme eğriliği varsa, bunu rinoplastiye dahil edip Septorinoplasti denilen operasyonu tek seansta yapmak gerekir. Bu nedenle özellikle İstanbul gibi şehirlerde rinoplasti ameliyatı yalnızca estetik cerrahlarca değil, kulak burun boğaz uzmanlarınca da yapılmaya başlandı. Bazı merkezlerde her iki uzmanlıktan cerrahlar girerek bu ameliyatları yapar.

     

     

    Rinoplastiye karar vermek zor bir süreçtir.

    Özellikle burun ameliyatına Rinoplasti eklenecekse, hastaların aklında pek çok soru olacaktır. Öncelikle, ameliyattan önce ne yapmalıyım? Genellikle hastalarıma ameliyattan sonra ağrı, şişlik, morluk gibi yüz durumlarından korkmamalarını söylerim. Uyguladığımız cerrahi teknikte göz altı şişlik ve morluğu en azdır.

     

    Önceden iyi dinlenmelerini, sigara ve alkol kullanmamalarını, İstanbul dışından gelenlerin bir gün önceden gelmelerini öneririz. Özellikle ameliyattan üç hafta öncesine kadar aspirin gibi kan sulandırıcılar almamalarını, düzenli ilaçları varsa ameliyat sabahına kadar almalarını öneririz.

     

    Hastaların en büyük korkusu, ameliyat sonrası günlerde burna konan tampon, rahatsızlık ve yüzdeki morluk ve şişliktir. Son yıllarda üretilen bazı malzemelerle burun tamponu korkusunu ortadan kaldırdık. Rinoplastiden sonra, hem şekil verebilmesi hem de kalıbını koruyabilmesi için burnun içine hava silikon pedler koyarız.

     

    Burunda bir haftaya kadar kalabilir ve içindeki delikler sayesinde nefes almaya da yardımcı olur. Bu, tamponsuz burun ameliyatı olarak da lanse edilir. Aslında tamponsuz burun ameliyatı yoktur. Bunun rahatsızlığını en aza indiren malzemeler kullanmak gerekir. Hava Silikon Ped bunlardan biridir. İstanbul gibi merkezlerde kolayca bulunabilen ve tüm hastanelerde mevcut bir malzemedir. Diğer korku ise göz çevresindeki şişlik ve morluktur.

     

    Rinoplasti ameliyatını bir KBB uzmanı yaparsa, doku anatomisini çok iyi bildiği için bu sorunu en aza indirebilir. Kemikle yumuşak doku arasında kemiğe yapışan periost denilen zar ayrılarak yapılırsa, morluk ve şişlik en az olur ve ameliyattan sonra bir iki gün içinde hemen düzelir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulursa, hastalarımızın ameliyat öncesi korkularını giderebiliriz.

     

    Hastalarımın Burun Estetiği Ameliyatı görüşmelerinde en sık sorduğu sorulardan biri, burun kemiklerinin kırılıp kırılmayacağıdır.

     

    Rinoplasti ameliyatı görüşmelerimde hastalarımın en çok merak ettiği sorulardan biri, burun kemiğim kırılacak mı? Bu en korkutucu işlemi nasıl yaptığımızı ayrıntılı anlatarak hastalarımızın bu korkusunu biraz azaltmak isterim. Kulak burun boğaz uzmanları bilir ki, ister rinoplasti ister basit deviasyon ameliyatı olsun, burun kemiği her zaman kırılır.

     

    Deviasyon ameliyatlarında orta hat duvarını oluşturan kemik ve kıkırdak parçaları oluşur. Bölme eğriliğini düzeltmek için bu bölüm üzerindeki mukozadan ayrıldığında, alttaki eğri kemik parçası mutlaka kırılıp alınır. Hastaların ameliyattan sonra bazen üst çene ön dişlerinde ağrı olmasının nedeni budur.

     

    Rinoplasti uzmanı olarak biz de bir başka kemik kırma işlemi yaparız. Bu, burun sırtından alınan kemik ve kıkırdak dokusunun oluşturacağı düz, plato benzeri bir yapı oluşmaması içindir. Bu nedenlerle burnun çatısını oluşturan kemik, gözün iç tarafından alına kadar olan bölümü kapatacak şekilde her iki taraftan kırılır.

     

    Aslında bu, rinoplasti ameliyatının en kritik girişimidir. Çünkü burnun tam şeklini bu kırıklar sayesinde veririz. İstanbul dışında yaptığım bu ameliyatlarda, hastaların bu kırma işlemi sonucu yüz ve göz çevresinde kanama ve morluk yaşayacak olmasına çok dikkat ederim. Çünkü İstanbul dışında bir yerde rinoplasti yapıyorsam, hastayı oradaki uzman arkadaşlarıma bırakacağımdan göz ve yüz şişliğinin aşırı olmasını istemem.

     

    Bu yüzden burun yan kemiklerini kanal tekniğiyle kırarım. Bu yöntem kemik dokusunu ve ona yapışan yumuşak dokuyu önceden ayırdığından, kırık sırasında yumuşak doku fazla zarar görmez. Böylece ameliyattan sonra 3-4 saatlik buz uygulaması, yüzde, göz çevresinde ve göz altında çok az şişliğe ve iyileşmede çok hızlı bir düzelmeye neden olur.

    Sonuç olarak, burun ameliyatlarında burun kemiğini kırmak, asıl ameliyatın temelini oluşturan bir yöntemdir. Bunun uygun ve deneyimli ellerde, anatomiye ve çevre dokulara saygılı biçimde yapılması önemlidir.

     

    Burun Estetiği Ameliyatı Öncesi Fotoğraflama

    İnsanlar rinoplasti öncesi resimler üzerinde yapılan şekillendirme işlemleri hakkında çok soru sorar. Bunu yapmanın ne gibi avantaj veya dezavantajları vardır? Hastaların ameliyata hazırlık öncesinde en çok soru sorduğu konu olduğundan, buna deneyimime dayanarak yanıt vermek isterim. Ameliyat öncesi illüstrasyon yapılmasına ve Photoshop gibi programlarla düzenlenmesine kesinlikle karşıyım. Öncelikle avantaj gibi görünen ama aslında dezavantaj olan konuları tek tek ele almak isterim.

     

    Birincisi, dokuda matematik olmadığından, photoshopla alınacak şekil, aynı yöntemler uygulansa bile ameliyattan sonra ortaya çıkacak şekle uymayabilir. Hatta tam tersi bir görüntü ortaya çıkabilir. Bu, hastanın beğeneceği bir sonuç olabileceği gibi tersi de olabilir. Hastanın beklentisini artıracağından hoş olmayan durumlarla karşılaşabiliriz.

     

    İkincisi, dijital ortamda bir şekil üzerinde anlaşıldığında, bu sonuca ulaşma çabasıyla ameliyat sırasında doktoru burnun fizyolojik özelliklerini göz ardı etme konumunda bırakabilir. Özellikle burun ucunda, zor olacak bir şekil burun girişindeki açıları değiştirir ve kalıcı burun tıkanıklığına neden olur. Böylece istenen sonuca yaklaşılsa da, hastayı çok uzun süre rahatsız eden burun tıkanıklığı gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

     

    Üçüncüsü, kullanılan programların özellikleri olarak, burun dokularının ve kıkırdaklarının içeride nasıl şekillendiği bir faktör olarak girilemediğinden, yalnızca dış cilt şekli belirleyicidir. Yani burundaki bir kıkırdağın şeklini, örneğin yalnızca ameliyat sırasında açtığımızda görebiliriz. Sadece ciltle oluşturduğu şekli görürüz. İki tarafta birbirinden farklı açıların şeklini göremeyiz. Bu faktörler ameliyat sırasında ortaya çıkar ve neredeyse her zaman ameliyatın seyrini ve yapılacakları etkileyen faktörler arasındadır. Bu nedenle bu özelliklerin programda olmaması yanıltıcı sonuçlar verebilir.

    Aslında bu tür programlar kolay erişilebilir ve kullanılabilir olup hasta görüşmesinde bir artıdır. Hastanın ameliyatı kabul etmesine ve psikolojik olarak hazırlanmasına yardımcı olur.

     

    Doktorun popülerliğini artırmada da bir faydası olsa da, kullanılırken abartılmamalı ve hastanın beklentilerini artıracak durumlara girilmemelidir. Pratikte hasta görüşmesi sırasında bu tür programları kullanmam, ancak ameliyat sırasında burnun önceki halinin ve yüz şeklinin fotoğraflarını ameliyatın başından sonuna kadar kullanırım. Ameliyatı yaparken, önden ve yandan çekilen fotoğraflara bir ekranda bakarak, hastayla konuşulan yerlere dikkat ederek ameliyatı gerçekleştiririm. Bu her şeyden çok yardımcı olur. Böylece hastanın beklentisine uygun, estetik rinoplasti olarak anlaşılamayacak bir sonuç elde ederim.

     

    İkincil (Revizyon) Rinoplasti

    Rinoplasti ameliyatı olan hastalarımın en büyük korkusu, ikinci bir ameliyat olmaktır. İlk ameliyatta tüm uygulamalar yapılsa ve ikinci bir ameliyata gerek kalmayacak olsa da, bazen buna ihtiyaç olabilir. Bunun nedeni ilk ameliyatın yetersizliği değil, iyileşme sürecinde dokuların değişen tepkisidir.

     

    Bazen kemik ve kıkırdak yerleştirmesini kusursuz yapsanız bile, iyileşirken oluşan deformiteleri önleyemezsiniz. Bazı uzmanlar bu süreçte dolgu veya kortizon uygulaması gibi yöntemlerle bunu önlemeye çalışsa da anlamlı istatistiksel sonuçlar elde edilemedi. Bu gibi durumlarda, doğal bekleme sürecini uygulamaktan ve altı aydan önce masaj dışında hiçbir şey önermemekten yanayım.

     

    Bunun nedeni, ilk ameliyat sırasında nefes fizyolojisini bozacak hiçbir girişimde bulunmamam ve hastadan çıkan kıkırdak gibi dokuları her zaman hastanın operasyon sahasında bırakıp asla israf etmememdir. Böylece iyileşen dokulara ilk altı ay boyunca gereksiz bir yabancı madde yükü vermek yerine fizyolojik iyileşmeyi bekleriz ve ikinci bir ameliyat gerekirse, hastanın yeterince özgün ve doğal olan kendi dokusunu kullanma şansımız olur.

     

    Ameliyat başka bir merkezde veya başka bir hekim tarafından yapıldıysa, hastalarımızı yeniden ameliyat olmaktan çekinmemeleri konusunda yüreklendirmek ve ayrıntılı, tomografi destekli bir muayene yaparak hastanın burun bölgesinde kullanılabilecek kıkırdak miktarına bakmak gerekir. Yeterli kıkırdak yoksa, en yakın kulak kıkırdağını ve çok sağlam kaburga kıkırdağını kullanabileceğimizi hastalarımıza bildiririm.

     

    Hastalarımın ikinci korkusu, iyileşme sürecinin daha kötü olacağıdır. Bu konuda gerekli önlemleri aldığımdan, ilk ameliyattan daha kolay bir süreç geçireceklerini bildiririm. Gerçekten de ikinci ameliyatlar ameliyat sonrası daha konforlu bir süreçtir.

     

    Burun Estetiği Ameliyatında Burun Kemiği Kırığı

    Rinoplasti ameliyatı görüşmelerimde hastalarımın en çok merak ettiği sorulardan biri, burun kemiğim kırılacak mı?

     

    Hastalarımla ilk görüşmelerimde duyduğum, ameliyat sonrası yüzdeki morluk ve şişliğin nedeni olan ve onları korkutan bu işlemi nasıl yaptığımızı ayrıntılı anlatarak hastalarımızın bu korkusunu biraz azaltmak isterim.

     

    Kulak burun boğaz uzmanları bilir ki, rinoplasti veya basit deviasyon ameliyatlarında burun kemiği mutlaka kırılır. Deviasyon ameliyatlarında orta hat duvarını oluşturan kemik ve kıkırdak parçaları oluşur. Bölme eğriliğini düzeltmek için bu bölüm üzerindeki mukozadan ayrıldığında, alttaki eğri kemik parçası mutlaka kırılıp alınır. Hastaların ameliyattan sonra bazen üst çene ön dişlerinde ağrı olmasının nedeni budur.

     

    Rinoplasti uzmanları olarak biz de bir başka kemik kırma işlemi yaparız. Bu, burun sırtından şekillendirmek için alınan kemik ve kıkırdak dokusunun oluşturacağı düz, plato benzeri bir yapının oluşmasını önlemek içindir. Bu nedenle burnun çatısını oluşturan kemik, gözün iç tarafından alına kadar olan bölümü kapatacak şekilde her iki taraftan kırılır.

     

    Aslında bu, rinoplasti ameliyatının en kritik girişimidir. Çünkü burnun tam şeklini bu kırıklar sayesinde veririz. İstanbul dışında yaptığım bu ameliyatlarda, hastaların bu kırma işlemi sonucu yüz ve göz çevresinde kanama ve morluk yaşayacak olmasına çok dikkat ederim. Çünkü İstanbul dışında bir yerde rinoplasti yapıyorsam, hastayı oradaki uzman arkadaşlarıma bırakacağımdan göz ve yüz şişliğinin aşırı olmasını istemem.

     

    Bu nedenle burnun yan kemikleri kanal tekniğiyle kırılır. Osteotomi denilen, burun kemiğinin her iki taraftan kırılmasında oluşan şişlik ve morluğu en aza indirmek için “tünel” veya “kanal tekniği” yöntemlerini kullanırım. Bu yöntem kemik dokusunu ve ona yapışan yumuşak dokuyu önceden ayırdığından, kırık sırasında yumuşak doku fazla zarar görmez. Böylece ameliyattan sonra 3-4 saatlik buz uygulamasıyla yüzde, göz çevresinde ve göz altında çok az şişliğe neden olur ve sonraki günlerde iyileşme çok hızlı gelişir.

     

    Sonuç olarak, burun ameliyatlarında burun kemiğini kırmak, asıl ameliyatın temelini oluşturan bir yöntemdir. Bunun uygun ve deneyimli ellerde, anatomiye ve çevre dokulara saygılı biçimde yapılması, şişlik ve morluk süresini en aza indirir. Doktorun yaptığı ameliyat sayısının fazlalığı ve buna bağlı deneyimi burada büyük önem taşır.

    Op. Dr. Tamer Haliloğlu
    Op. Dr. Tamer Haliloğlu

    Bu blog yazısı Op. Dr. Tamer Haliloğlu tarafından yazılmıştır.